Neler yeni

Sünnet Travmatik midir?

Ayşe86

Kayıtlı Üye
Katılım
6 Eki 2011
Mesajlar
3,577
Beğeniler
4
#1
Sünnet Travmatik midir?

Sünnet, prepisyum denilen ve penisi saran deri parçasının üst kısmının cerrahi operasyonla alınma işlemidir. Prepisyum hamilelik döneminin 3. ve 5. aylarında gelişir. Doğum sonrasında 3.ve 4. ayda da, penil deriye kayganlık veren smegma gelişir. Yenidoğanın gelişimiyle birlikte penis de büyür ve kalkar. Bütün bu gelişim tamamlandığında, iki epitel yüzey prepisyum ve smegma ayrışırlar (Koo & Ducket, 1995). Prepisyumun fonksiyonu penisin üzerini bir kılıf gibi örtmektir.
Sünnetin medikal yararları olduğu çalışmalarla kanıtlanmıştır. İlk olarak, sünnet olmak, penis kanseri riskini azaltır (Koo & Duckett, 1995). İkinci olarak, prepisyumun kaldırılması seks yoluyla aktarılan AIDS gibi hastalıklara karşı bir dereceye kadar, koruma sağlar. Üçüncü olarak, sünnet edilmiş erkeklerin partnerlerinin rahim kanserine yakalanma riskinin sünnet edilmemiş erkeklerin partnerlerinden daha düşük olduğu iddia edilir. Son olarak, sünnet olmak üriner (idrar yolları) enfeksiyona yakalanma riskini 10 kat azaltır. Bunun sebebi bakteri kolonilerinin yaşayacağı prepisyumun alınmasıdır(Kinkade et al., 2005).
Batı toplumlarında sünnet genellikle yenidoğan dönemde yapılır. Türk toplumunda ise sünnet yaşı yenidoğan döneminden daha geç yaşlarda görülebilir ve sünnet yaşı psikososyal esenliği etkileyebilir (Şahin et al. 2003). Marshall ve arkadaşları (1982), anestezi olmadan yapılan yenidoğan sünnetinin anne bebek ilişkisini ve bebek davranışını geçici bir süre için modüle ettiğini iletmiştirler. Ayrıca uzmanlar operasyonun 3 ve 5 yaş arasında yapılmamasını yüksek şiddetle tavsiye ederler. Bu yaş aralığındaki çocuk kastrasyon anksiyetesinin olası negatif etkilerine yakalanabilir (Balkan & Kılıç, 2005). Bundan dolayı çocukların çoğunluğu 7 yaşından sonra sünnet edilir, fakat bu 3–6 yaş aralığında sünnet edilmiş bireyler de bulmak olasıdır.
1970’lere kadar, özellikle kırsal alanda operasyonun anestezi olmadan yapıldığı söylenebilir. Daha sonraları lokal anestezi kullanılmaya başlanmıştır. Dorsal penil sinirini bloklamak ya da lidocaine in enjeksiyonla lokal olarak yapılması anestezi uygulamalarından bir kaçıdır (Wiswell, 1992). Lokal anestezi sayesinde operasyon sırasında hissedilen acı azalmaktadır. Yaşlı nesillere oranla genç nesillerde lokal anestezili sünnet olmak daha yaygındır. Ayrıca daha önceki yıllarda ülke çapında yeterli sayıda klinik ve doktor olmayışından dolayı, bazı kasaba ve köylerde sünnet işini yapan sünnetçiler ve berberler bulunmaktaydı (Şahin ve arkadaşları 2003). Bununla birlikte bazı medikal koşullarda operasyonun tekrarı gerekebilir. Bu medikal koşulları ortaya çıkaran durumlar; penisin anatomik karakteri, bireyin varsa obezite problemi ve eğitimsiz sünnet yapan kişilerdir.
Bir Müslüman birey için farz gibi koşul olmasa da, müslüman erkek nüfusun büyük çoğunluğu değişen yaşlarda sünnet olmakta ve erkek çocuklarını sünnet ettirmektedir. Bu operasyonu olmak için, nedensellik ve operasyonun yapılması için belirli bir yaş aralığı sosyal bir norm olarak gelişmiştir. Bundan dolayı bu operasyonu geçirmemek toplumsal bir hor görüye ve dışlanmaya neden olabilir. Bununla birlikte sünnet operasyonu, batı toplumlarındakinin aksine, çocukluktan erkekliğe geçiş sürecinin başlangıç noktası olarak kabul edilmektedir. Ayrıca sünnetin sağlık ve hijyen için gerekliliğine inanılır. Şahin ve arkadaşları (2003), dini ödev ve gelenekselliğin sünnet olmada ana nedenler olduğunu gösterdiler. Araştırmadaki ailelerin sadece %15,2 si sünnetin sağlık için yapıldığı düşüncesindeydi. Yine Şahin ve arkadaşları (2003), araştırmalarında, sünnetini hatırlayan pek çok bireyin çocukken sünnetten korkmuş olduğunu belirlediler. Bireyler, sünnet operasyonunu acı veren bir olay olarak nitelendirdiler. Şahin ve arkadaşları (2003), operasyonun zamanının ve eğitim seviyesinin sünnete olan geleneksel yaklaşımı değiştirmediğini de gösterdiler.
Ebeveynin bilgilendirmesi ve duygusal destek sünnet olayında çok önemli iki öğedir. Negatif bir olayın ( sünnette vücut entegrasyonu kaybolduğu için negatif olarak nitelendiriyoruz) önceden haber verilişi, olayı yaşayacak olan kişinin, olayın olumsuz sonuçlarına hazırlanmasını sağlar (Başoğlu, 1994). Ebeveyn bilgilendirmesinin ve çevreden gelen duygusal desteğin varlığı ya da miktarı, sünnet operasyonunun olumsuz yönde bir tecrübe olup olmayacağını belirler. Sünnet olacak çocuk bilgilendirilmeli, bu operasyonun neden yapıldığı ve sünnetin yararları ebeveynler tarafından çocuğa net ve detaylı bir şekilde anlatılmalıdır. Duygusal destekle, çocuğa yalnız olmadığı mesajı aktarılmalıdır, böylelikle çocuğun duyacağı korku ve kaygı azaltılabilir.
Sosyal destek ise çok boyutlu bir olgudur. İçinde rahatlatma, yardım ve bireyden ya da bir gruptan bilgi aktarımı bulunur (Wallston ve arkadaşları, 1983, Flannery de yazdığı gibi, 1990). Sünnet öncesinde, sırasında ve sonrasında bulunan sosyal destek elementleri, bu olayın travmatik bir tecrübe olarak değerlendirilmesi olasılığını azaltmaktadır. Rahatlatma aile ve arkadaşların sünnet olayı boyunca bireyin yanında olmasıyla sağlanırken, yardım ‘kirve’ adı verilen kişilerin sünnet sırasında bireyin yanında olmasıyla sağlanır, bunlarla beraber bilgi aktarımı da süreklidir.
Bilgi aktarımı, sosyal kabul ve sosyal destek ortadan kaldırıldığında sünnet olayı travmatik olayların bazı elementlerini içinde taşır. İlk olarak sünnet operasyonunda yaralanma ve vücut entegrasyonunun ortadan kalkması vardır. İkinci olarak, sosyal destek ve ilgili ebeveyn ya da büyükler çocuğun çevresinde bulunmazsa, bu durum yoğun korku ve kaygı yaratabilir. Üçüncü olarak, daha önce de belirtildiği gibi sünnetin tekrarı bazı medikal koşullarda gerekebilir, bu da operasyonlar arasında geçen acılı ve duygusal olarak yoğun bir zaman aralığı demektir. Son olarak, çocuk sünnetten kaçınma konusunda savunmasız ve desteksizdir. Yani sünnet kaçınılmazdır. Fakat yine belirtilmelidir ki, bazı travmatik olaylar gibi ahlak dışı olarak değerlendirilmez, tam tersine bir gereklilik olarak görülür. Çocuktan da hissedeceği acıya geleneği, dini ve erkek olmanın gereği olarak katlanması beklenir.
Cinsel travma perspektifinden bakmak ve sünneti seksüel travma olarak nitelendirmek sığ bir argüman olacaktır. Acı veren genital kontak söz konusudur; ancak çocukla cinsel bir birleşme söz konusu değildir, ayrıca operasyon koşulları diğer kişilerin varlığı ve yanında olup operasyonu onaylamaları sünnet operasyonunu cinsel içerikli bir travma olmaktan çıkaran unsurlardır. Ayrıca sünnet olağan ve geleneksel bir tecrübe olduğundan dolayı da DSM-IV ün travma tanımıyla uygunluk göstermemektedir. Ayrıca, araştırmalarında Hirji ve arkadaşları (2005) sünnet olan hiçbir bireyin sünnet kaynaklı cinsel işlev bozukluğu yaşamadığını ortaya attılar. Hirji ve arkadaşları komplikasyon sayısının ve seviyesinin artmasını eğitimsiz kişilerin sünneti yapmasıyla bağlantılandırdılar.

Uzm.Psk. Emir Erünsal

Kaynak: //www.ekolpsikoloji.com/makaleler-detay.asp?id=63
 
Katılım
19 Eki 2012
Mesajlar
2
Beğeniler
0
#2
Sünnet Travmatik midir?

Sünnet, prepisyum denilen ve penisi saran deri parçasının üst kısmının cerrahi operasyonla alınma işlemidir. Prepisyum hamilelik döneminin 3. ve 5. aylarında gelişir. Doğum sonrasında 3.ve 4. ayda da, penil deriye kayganlık veren smegma gelişir. Yenidoğanın gelişimiyle birlikte penis de büyür ve kalkar. Bütün bu gelişim tamamlandığında, iki epitel yüzey prepisyum ve smegma ayrışırlar (Koo & Ducket, 1995). Prepisyumun fonksiyonu penisin üzerini bir kılıf gibi örtmektir.
Sünnetin medikal yararları olduğu çalışmalarla kanıtlanmıştır. İlk olarak, sünnet olmak, penis kanseri riskini azaltır (Koo & Duckett, 1995). İkinci olarak, prepisyumun kaldırılması seks yoluyla aktarılan AIDS gibi hastalıklara karşı bir dereceye kadar, koruma sağlar. Üçüncü olarak, sünnet edilmiş erkeklerin partnerlerinin rahim kanserine yakalanma riskinin sünnet edilmemiş erkeklerin partnerlerinden daha düşük olduğu iddia edilir. Son olarak, sünnet olmak üriner (idrar yolları) enfeksiyona yakalanma riskini 10 kat azaltır. Bunun sebebi bakteri kolonilerinin yaşayacağı prepisyumun alınmasıdır(Kinkade et al., 2005).
Batı toplumlarında sünnet genellikle yenidoğan dönemde yapılır. Türk toplumunda ise sünnet yaşı yenidoğan döneminden daha geç yaşlarda görülebilir ve sünnet yaşı psikososyal esenliği etkileyebilir (Şahin et al. 2003). Marshall ve arkadaşları (1982), anestezi olmadan yapılan yenidoğan sünnetinin anne bebek ilişkisini ve bebek davranışını geçici bir süre için modüle ettiğini iletmiştirler. Ayrıca uzmanlar operasyonun 3 ve 5 yaş arasında yapılmamasını yüksek şiddetle tavsiye ederler. Bu yaş aralığındaki çocuk kastrasyon anksiyetesinin olası negatif etkilerine yakalanabilir (Balkan & Kılıç, 2005). Bundan dolayı çocukların çoğunluğu 7 yaşından sonra sünnet edilir, fakat bu 3–6 yaş aralığında sünnet edilmiş bireyler de bulmak olasıdır.
1970’lere kadar, özellikle kırsal alanda operasyonun anestezi olmadan yapıldığı söylenebilir. Daha sonraları lokal anestezi kullanılmaya başlanmıştır. Dorsal penil sinirini bloklamak ya da lidocaine in enjeksiyonla lokal olarak yapılması anestezi uygulamalarından bir kaçıdır (Wiswell, 1992). Lokal anestezi sayesinde operasyon sırasında hissedilen acı azalmaktadır. Yaşlı nesillere oranla genç nesillerde lokal anestezili sünnet olmak daha yaygındır. Ayrıca daha önceki yıllarda ülke çapında yeterli sayıda klinik ve doktor olmayışından dolayı, bazı kasaba ve köylerde sünnet işini yapan sünnetçiler ve berberler bulunmaktaydı (Şahin ve arkadaşları 2003). Bununla birlikte bazı medikal koşullarda operasyonun tekrarı gerekebilir. Bu medikal koşulları ortaya çıkaran durumlar; penisin anatomik karakteri, bireyin varsa obezite problemi ve eğitimsiz sünnet yapan kişilerdir.
Bir Müslüman birey için farz gibi koşul olmasa da, müslüman erkek nüfusun büyük çoğunluğu değişen yaşlarda sünnet olmakta ve erkek çocuklarını sünnet ettirmektedir. Bu operasyonu olmak için, nedensellik ve operasyonun yapılması için belirli bir yaş aralığı sosyal bir norm olarak gelişmiştir. Bundan dolayı bu operasyonu geçirmemek toplumsal bir hor görüye ve dışlanmaya neden olabilir. Bununla birlikte sünnet operasyonu, batı toplumlarındakinin aksine, çocukluktan erkekliğe geçiş sürecinin başlangıç noktası olarak kabul edilmektedir. Ayrıca sünnetin sağlık ve hijyen için gerekliliğine inanılır. Şahin ve arkadaşları (2003), dini ödev ve gelenekselliğin sünnet olmada ana nedenler olduğunu gösterdiler. Araştırmadaki ailelerin sadece %15,2 si sünnetin sağlık için yapıldığı düşüncesindeydi. Yine Şahin ve arkadaşları (2003), araştırmalarında, sünnetini hatırlayan pek çok bireyin çocukken sünnetten korkmuş olduğunu belirlediler. Bireyler, sünnet operasyonunu acı veren bir olay olarak nitelendirdiler. Şahin ve arkadaşları (2003), operasyonun zamanının ve eğitim seviyesinin sünnete olan geleneksel yaklaşımı değiştirmediğini de gösterdiler.
Ebeveynin bilgilendirmesi ve duygusal destek sünnet olayında çok önemli iki öğedir. Negatif bir olayın ( sünnette vücut entegrasyonu kaybolduğu için negatif olarak nitelendiriyoruz) önceden haber verilişi, olayı yaşayacak olan kişinin, olayın olumsuz sonuçlarına hazırlanmasını sağlar (Başoğlu, 1994). Ebeveyn bilgilendirmesinin ve çevreden gelen duygusal desteğin varlığı ya da miktarı, sünnet operasyonunun olumsuz yönde bir tecrübe olup olmayacağını belirler. Sünnet olacak çocuk bilgilendirilmeli, bu operasyonun neden yapıldığı ve sünnetin yararları ebeveynler tarafından çocuğa net ve detaylı bir şekilde anlatılmalıdır. Duygusal destekle, çocuğa yalnız olmadığı mesajı aktarılmalıdır, böylelikle çocuğun duyacağı korku ve kaygı azaltılabilir.
Sosyal destek ise çok boyutlu bir olgudur. İçinde rahatlatma, yardım ve bireyden ya da bir gruptan bilgi aktarımı bulunur (Wallston ve arkadaşları, 1983, Flannery de yazdığı gibi, 1990). Sünnet öncesinde, sırasında ve sonrasında bulunan sosyal destek elementleri, bu olayın travmatik bir tecrübe olarak değerlendirilmesi olasılığını azaltmaktadır. Rahatlatma aile ve arkadaşların sünnet olayı boyunca bireyin yanında olmasıyla sağlanırken, yardım ‘kirve’ adı verilen kişilerin sünnet sırasında bireyin yanında olmasıyla sağlanır, bunlarla beraber bilgi aktarımı da süreklidir.
Bilgi aktarımı, sosyal kabul ve sosyal destek ortadan kaldırıldığında sünnet olayı travmatik olayların bazı elementlerini içinde taşır. İlk olarak sünnet operasyonunda yaralanma ve vücut entegrasyonunun ortadan kalkması vardır. İkinci olarak, sosyal destek ve ilgili ebeveyn ya da büyükler çocuğun çevresinde bulunmazsa, bu durum yoğun korku ve kaygı yaratabilir. Üçüncü olarak, daha önce de belirtildiği gibi sünnetin tekrarı bazı online medikal koşullarda gerekebilir, bu da operasyonlar arasında geçen acılı ve duygusal olarak yoğun bir zaman aralığı demektir. Son olarak, çocuk sünnetten kaçınma konusunda savunmasız ve desteksizdir. Yani sünnet kaçınılmazdır. Fakat yine belirtilmelidir ki, bazı travmatik olaylar gibi ahlak dışı olarak değerlendirilmez, tam tersine bir gereklilik olarak görülür. Çocuktan da hissedeceği acıya geleneği, dini ve erkek olmanın gereği olarak katlanması beklenir.
Cinsel travma perspektifinden bakmak ve sünneti seksüel travma olarak nitelendirmek sığ bir argüman olacaktır. Acı veren genital kontak söz konusudur; ancak çocukla cinsel bir birleşme söz konusu değildir, ayrıca operasyon koşulları diğer kişilerin varlığı ve yanında olup operasyonu onaylamaları sünnet operasyonunu cinsel içerikli bir travma olmaktan çıkaran unsurlardır. Ayrıca sünnet olağan ve geleneksel bir tecrübe olduğundan dolayı da DSM-IV ün travma tanımıyla uygunluk göstermemektedir. Ayrıca, araştırmalarında Hirji ve arkadaşları (2005) sünnet olan hiçbir bireyin sünnet kaynaklı cinsel işlev bozukluğu yaşamadığını ortaya attılar. Hirji ve arkadaşları komplikasyon sayısının ve seviyesinin artmasını eğitimsiz kişilerin sünneti yapmasıyla bağlantılandırdılar.

Uzm.Psk. Emir Erünsal

Kaynak:
Ekol Psikolojik ve Pedagojik Danışmanlık ve Eğitim Merkezi
Güzel bilgiler. Teşekkürler paylaşım için :)
 

Forum istatistikleri

Konular
18,792
Mesajlar
30,234
Kullanıcılar
27,854
Son üye
Mfbos
×